EN İYİ KİŞİ |
||||
“Biz en iyi kişinin ; mutluluğunu başkalarının mutluluğunda ve onların doğruya iletilmesinde gören, sevinci başkalarını sevindirmekten ve iyi olmayan şeylerden onları korumaktan kaynaklanan, kamunun ıslahı doğrultusunda fedakarlıkta bulunmayı kar ve ganimet sayan,yollarının dehşetli olmasına rağmen, hak ve hidayet uğrunda cihadı rahat ve lezzet olarak değerlendiren, kalplerin derinliklerine nüfuz ederek hastalıklarını anlayan, toplumun görünür yapısını inceden inceye ele alıp insanların arı-duru yaşayışlarını bulandıran ve hayatlarının sevinçlerini gölgeleyen şeyleri bilen, bu yaşayışlarının arı-duruluğuna berraklık katan ve bu sevinçlerini kat kat arttıran şeyi keşfeden, bunları da ancak insanoğluna duyduğu merhamet duygusu, onların üzerine titremesi ve onların iyiliklerini istemesi dolayısıyla yapan; bütün bunlar dolayısıyla bu hasta kalpleri tedavi etmeye, bu yaralı gönülleri rahatlatmaya, bu mahzun ruhları sevince boğmaya çalışan, ebedi mutsuzluktan veya maddi bir sıkıntıdan bir yaratığı kurtardığı ve ona doğruluk ve mutluluk yolunu gösterdiği anı en mutlu olduğu an olarak gören kişi olduğuna inanıyoruz.” “Faydası sahibini aşmayan, yararı onu yapandan başkasına dokunmayan bir amelin oldukça cılız ve dar çerçeveli olduğuna inanıyoruz.En hayırlı ve en değerli amelin, sonuçlarıyla hem sahibinin, hem de ailesinin, toplumundan ve hemcinslerinden başkalarının yararlanabildiği amel olduğuna inanıyoruz.Bu yararlanma oranında, o amelin değeri ve önemi de artar.İşte bu inancımızdan hareket ederek bu yolu seçmiş bulunuyoruz.Çünkü Biz arkadaşlarımızı, kendisiyle pek çok kimsenin aydınlandığı ve bu aydınlığın ışığında yığınların yürüdüğü bir nur olarak değerlendiriyoruz.Her ne kadar onların nuru, aydınlığı, kendisi yanarken başkalarını aydınlatan mumun aydınlığına benziyor ise de…. Biz insanın hedef alması gereken en büyük gayenin ve sağlayacağı en büyük karın, Allah’ın kendisini himayesine almak, onu kendi ünsiyetiyle teselli etmek, ateşinin ve gazabının azabından korumak olduğuna inanıyoruz.Bu gayeyi hedef alan bir kimse ise, bir yol ayrımı ile karşı karşıya gelir.Bu yolların her birisinin ayrı özellikleri ve ayırıcı nitelikleri vardır.Bunlardan hangisini dilerse onu seçer… Birincisi : İhlas, amel, iyi veya kötü olsun, yaratıkların herhangi bir şeyiyle ilgilenmekten kalbi alıkoymak şeklinde özetlenebilecek olan tasavvuf yolu.Bu yol daha yakın ve birtakım tehlikelerden daha uzak olan bir yoldur. İkincisi : Eğitim, öğretim ve irşad yolu.Bu yol, ihlas ve amel noktalarında birincisi ile birleşiyor ise de, insanlarla beraber bulunmak, onların durumlarını tetkik etmek, toplu bulundukları yerlere katılmak ve hastalıklarına deva olacak ilaçları vermek noktasında ondan ayrılmaktadırlar.Bu yol ise Allah katında daha şerefli ve daha üstündür.Kuran-ı Kerim bu yola gitmeyi teşvik etmiş, yüce Resul bu yolun faziletli olduğunu bildirmiştir.Bizi de,birinci yolu önceden izlemiş olmakla birlikte,faydasının çokluğu ve faziletinin büyüklüğü nedeniyle ikincisi ağır basıyor.Çünkü ikinci yol, öğrenene daha çok gereklidir, bir şeyler anlamış kimseye daha yaraşır:”Kendilerine döndükleri zaman kavimlerini inzar etmeleri için.Umulur ki sakınırlar(Tevbe 122)” Geçirdikleri siyasal dönemler, kendilerini etkileyen sosyal etkenler, batı uygarlığının etkisi, Avrupalı olmaya özenmek, materyalist düşünüşün ve batı taklitçiliğinin bir sonucu olarak, mensubu olduğumuz toplumun, dinlerinin amaçlarından, Kitaplarının hedeflerinden uzaklaştıklarına ,atalarının şerefini,geçmişlerinin eserlerini unuttuklarına, artık bu doğru dinin-haksız olarak ve bilgisizce-itham edildiği şeylerle katıp karıştırıldığında, parlak ve apaydınlık gerçeğinin, hoşgörülü gerçek öğretilerinin gözün görmeyeceği, aklın almayacağı vehim örtüleriyle örtüldüğüne, bunun sonucunda avamın bilgisizliğin karanlıklarında, gençlerin ve öğrencilerin ise şaşkınlık ve kuşkuların vadilerinde kaybolduklarına, bu kayboluşun ise akideyi bozduğuna, imanın yerine inkarı yerleştirdiğine inanıyoruz. Yine şuna inanıyoruz ki : İnsan ruhu,yapısı gereği seven bir varlıktır.Bu bakımdan bu sevgi eğiliminin bir yöne harcanması da kaçınılmazdır.Bizim sevgimiz, ruhu ruhumuza kaynamış olan bir arkadaşımızdan daha layık kimse görmüyoruz.Bu nedenle sevgi duygularımızı ona yönelttik ve onu arkadaş olarak tercih ettik. |
||||
Cihad TERZİOĞLU cihad@cihadterzioglu.com |
||||